iPad Mini’ye Dokunmak…

Her ne kadar özelliklerini bilsek de, fotoğraflarını görsek de, hatta kutu açma videolarını izlesek de, yeni bir cihaza dokunana kadar ona yabancıyızdır aslında… Tıpkı benim iPad Mini’ye ne kadar yabancı olduğumu bugün ona dokunmamla birlikte anlamam gibi.

Çok açıkça söylemem gerekirse; tek elle tutulabildiğini bildiğim bir cihazı tek elle tutabildiğim için heyecanladım.

Bunun nedeni hali hazırda 3. nesil iPad kullanıcısı olmam ve neredeyse iPad’im ile yatıp kalkmam olabilir çünkü 9.7 inç ekranlı klasik iPad, iPad Mini’nin yanında dev gibi kalıyor. Bunu sadece boyut olarak düşünmeyin, ele oturması, ağırlık, yan kenarları ince çerçeve, cihazın inceliği vs…

Mobilite anlamında belki bir notebook ile iPad arasındaki gibi bir fark yok ama inanın iki iPad arasında çok büyük fark var.

Şöyle örnek vermek gerekirse, çanta taşımaksızın iPad taşımak benim için çoğu zaman külfet olabiliyor çünkü iPad’i her koşulda muhafaza edemeyebiliyorsunuz. Mutlaka bir çantaya koymak ihtiyacı doğuyor. Ancak iPad Mini gerektiğinde cebe sığacak ölçülere sahip.

Cepte yer açın, Yolda Rahat yürüyün…

iPad Mini standart kesim bir jean pantalonun cebine biraz zorla, bir montun ya da ceketin cebine kolayca sığabilecek ölçülerde. Ayrıca elde taşımak için de çok uygun. Satışa çıkmasıyla birlikte iPad Mini’yi iPod olarak bile kullanan birçok kişi göreceğiz, çünkü şimdiden “iPod Touch mu iPad Mini” mi soruları forumlarda tartışılmaya başlanmış durumda. Her ne kadar farklı öncelikli amaçlara sahip olsa da birçok noktada kesişen ve yakın fiyatlı cihazlar oldukları için bu tartışmaların olması çok normal.

Yolda yürüken iPad kullanmak sizin için ne derece önemli bilemiyorum ama iPad Mini boyutuyla buna fazlasıyla olanak sağlıyor. Klasik iPad tek elle rahat kavrananmadığı için yolda yürürken alacağınız bir darbe ile iPad’i düşürmeniz söz konusu olabilir. Şahsen ben böyle bir deneyimin kıyısından döndüm diyebilirim. Metro istasyonunda kıyıda köşede iPad ile uğraşırken bir amcanın çarpması sonucu elimden kayan iPad’imi son anda havada yakaladım. O amca nereden geldi beni buldu hala anlayabilmiş değilim ama bu olay sokakta iPad kullanmama son veren maceram oldu. ;)

Gelelim Fotoğraf Meselesine…

Çok tartışılan konulardan biri olan “iPad ile Fotoğraf Çekememe” olayı da iPad Mini ile son bulacak gibi… Malum, iPad’in büyüklüğünden dolayı halka açık alanlarda bu cihazla yapılan fotoğraf ve video çekimleri pek hoş karşılanmayabiliyor, kabalık ve görgüsüzlük olarak nitelendirilebiliyordu.

Açıkçası, iPad’den daha iyi fotoğraf kalitesi sunan bir başka mobil cihazım olmamasına rağmen sırf bu düşüncenin etkisi altında kalarak fotoğraflamaktan vazgeçtiğim çok kare oldu.

İnternette bu konuda yazılmış çok sayıda eğlenceli makale ve fotoğrafa rastlamak mümkün. En son rastladığım ise Polldaddy sitesinin yaptığı iPad Mini ile sosyal alanda fotoğraf çekmenin kabul edilebilir olup olmadığına yönelik anket çalışmasıydı.

Bu ankette ne sonuç çıktı bilmiyorum ama şunu açıkça söyleyebilirim; iPad Mini sahibi olsam hiç çekinmeden sosyal alanda fotoğraf ve video çekebilirdim. Çünkü cihaz iki nedenden dolayı bu işe uygun:

Birincisi, az önce konuştuğumuz “göze batan boyut” sorunu yok. Boyutundan dolayı fotoğraf ya da video çekerken göze batacak ve olumsuz değerlendirmelere yol açacak büyüklükte bir cihaz değil iPad Mini…

İkincisi ise çok daha hafif ve küçük olduğu için el atında olan bu cihazı anında fotoğraf çekmek için kullanabilirsiniz. Örneğin ben çantada taşıdığım iPad’i çantadan çıkarıp fotoğraf çekmeye üşenebiliyorum. Ancak elimin altında bulunan iPad Mini ile bunu her zaman yapabilirdim.

Peki Ya Oyun ve E-kitap?

9.7 inçlik iPad’in oyun keyfi bir başka ancak her oyunda aynı konforu sağlayamayabiliyor. Özellikle de kontol butonlarının ekran üzerindeki dağılımında kullanıcı tercihine izin vermeyen oyunlarda.

Örneğin en son indirdiğim Fifa 13’ü oynarken gerekli butonlara parmaklarımın ortasıyla değil ucuyla basmaya çalıştığımı farkettim. Ne kadar uğraşsam da bir türlü düzeltemiyorum çünkü bu hareketim cihazı tutuş poziyonumdan kaynaklanıyor. iPad’i daha sağlam tutabilmek için elime tam yerleştiriyorum ki bu da ekranda aşağıda kalan tuşlara parmaklarımın tam ortasıyla değil uç kısmıyla dokunmaya beni itiyor.

Böyle çok top kaptırdığım ya da yanlış pas attığım oldu ne yalan söyleyeyim. Ayrıca bir süre sonra iPad’in ağırlığından dolayı oyun oynamayı sona erdirdiğim de oldu.

iPad Mini boyularıyla ve hafifliğiyle bu tür sorunları da ortadan kaldıracak bir cihaz. Daha uzun süre oyun oynamak isteyen ya da e-kitap, e-dergi gibi yayınları okumak isteyen kullanıcılara daha konforlu bir deneyim sunacağına kuşkum yok.

iPad Mini Gereksiz Mi?

Açıkçası hakkında ilk dedikodular çıktığında “bu da nereden çıktı, ne gerek var bu cihaza?” eleştirileri alan iPad Mini sanıldığı kadar da gereksiz bir cihaz değil.

Ancak kafamda iPad ile birlikte onu oturtabilecek bir nokta bulabilmiş değilim. iPad’i olan biri için kesinlikle gereksiz diyebilirim, iPhone sahibi biri için Mac ya da PC arasına konumlandırılabilecek bir ürün. Hatta taşınabilir bir Mac sahibi olsanız bile iPad Mini birçok yönden işinize yarayacak bir cihaz olacaktır.

Bir iPad satın almayı planlayan okurlarımıza önerim, ihtiyaçlarını tam ve eksiksiz olarak belirleyip, her iki ürünü de eline alıp denedikten sonra karar vermeleri olacaktır.

Tagged With: ,