Apple Watch İlk İzlenim

Pazar demedik, mesafeleri gözardı edip dünyanın en uzak iki ucunu birleştirip ortada buluştuk, çalıştık çabaladık ve bir şekilde Apple Watch’ı deneyimleyip izlenimlerimizi aktarmaya karar verdik.

Her şeyden önce bu sadece biz izlenim yazısı. İnceleme değil. Apple’ın bu çok konuşulan ürününü ne kadar para verirseniz verin hemen alıp evinize götüremiyorsunuz. (Katy Perry değilseniz) Apple-Watch-Katy-PerryHatırlarsanız Elma Dergisi’ninki de dahil sosyal medyada Katy Perry’nin Twitter’dan yaptığı paylaşımı yayınlamıştık. Apple Watch’tan çok kendi reklamını yaptığına ilişkin yorumlar sadece Türkiye ve birkaç ülkenin medyasından geldi. ABD’de de buna benzer yorumlar okuduk ama sayısı oldukça azdı. Ülkemizin ilgi alanınına dair düşüncelerimizi de bu sayede pekiştirmiş olduk.

Konumuza dönelim. Apple 10 Nisan 2015 itibariyle Apple Watch’ı ön siparişe açtı ve birkaç ülkede az sayıda mağazada ürünü sergilemeye ve müşterilerin randevu ile deneyimlemesine imkan tanıdı.  Öyle ki, sigorta dahil $20.000’ı bulan fiyatı nedeniyle işlevinden daha çok etiketi ile konuşulan Apple Watch Edition modeli, Apple’ın 50 eyaletten oluşan kendi evi ABD’nin bile 38 eyaletinde “dokunulamaz” durumda.

Updated-Apple-Watch-Edition-Map-640x457

New York, ABD’deki cevval Elma Dergisi muhabiri Mehmet Terziler ve Nagoya, Japonya’daki arkadaşım Ozan’ın FaceTime, video, fotoğraf ve yorumları ile henüz Türkiye’de bırakın satışı ön sipariş tarihi bile belli olmayan Apple Watch’ın görünüşü, kullanımı ve hissettirdiklerini sizlere aktarmaya çalışacağım.

IMG_0377

Aluminyum kasaya sahip en ucuz model olan Apple Watch Sport, 30 gram ağırlığıyla aynı zamanda en hafif Apple Watch modeli. Paslanmaz çelik yapısıyla Apple Watch, Altın olan Apple Watch Edition koleksiyonundan daha ağır. Boyutlarına göre 50 – 75 gram ağırlığıyla Apple Watch, 42-69 gram aralığındaki Apple Watch Edition’a göre bile ağırlığını hissettiriyor.

Ağırlık oldukça önemli bir etken. Gün boyu bileğinizde varlığını hissedeceksiniz ve bu durum rahatsız edici bir hal alırsa zaten işlevinden ziyade aksesuar olarak öne çıkan bu ürün keyif vermekten de uzaklaşacak. Bu nedenle akla mantığa en yatkın koleksiyon, tartışmasız Apple Watch Sport oluyor.

Kasalarda ve kayışlarda kullanılan materyaller haricinde üç koleksiyonu birbirinden ayıran en önemli fark, Apple Watch ve Apple Watch Edition modellerinde kullanılan cam. Elmastan sonra gezegendeki en sağlam geçirgen olan safir’den yapılan ekran, her ne kadar Sport modelindeki Ion-X camdan öyle bakınca kolay kolay ayırdedilemese bile camın safir olduğunu bilmek sanırım psikolojik olarak insanı etkiliyor.

Kısacası materyaller dışında teknolojik olarak her üç koleksiyon da birbiri ile tıpatıp aynı. Force Touch adı verilen basınca duyarlı ekran, titreşim yerine dokunuş hissi uyandıran Taptic Engine vs her şey Sport modelinde de var.

Haliyle Sport modelin dışındaki modeller daha fazla lükse kaçıyor. Daha fazla diyorum çünkü göründüğü kadarıyla Apple Watch kesinlikle bir ihtiyaç değil. En temel olanı bile almak için yeterli bir sebep bulunmuyor. Evet ürün günlük hayatta bir miktar kolaylık sağlayacak ama hepsi bu. Telefonunuzu çıkartıp bakmak yerine bu kez saatinize bakıyorsunuz. Sanırım artık sürekli saate bakmak yadırganır olacak. “oğlum / kızım, hayırdır randevun filan mı var?” diyen ebeveynlere veya arkadaşlara hazırlıklı olun.

Mehmet Terziler’in Apple Watch Deneyimi

Ozan Aktaş’ın Apple Watch Deneyimi

Saatin kullanımı hemen hemen diğer tüm Apple ürünleri ile aynı. Saati incelerken video da çeken arkadaşlarımda gördüğüm en ilginç ayrıntı bu. Her ikisi de Apple ürünleri kullanıyor. Teknoloji ile daha içli dışlı olan Mehmet kontrollere daha hakim fakat Ozan’ın önce multitouch teknolojisini kullanmaya çalışıp ardından Digital Crown ile çalışmanın daha kolay olduğunu keşfetmesi uzun sürmüyor. Zaten tüm Apple ürünlerinin temelinde yatan en önemli ayrıntı da bu değil mi? Hislerimiz sayesinde cihazı kullanmak için bir kullanım klavuzu okumaya bile gerek bırakmayan bir tasarıma sahip olmaları. Diğer marka ve modeller ile kıyaslanırken genelde gözardı edilir fakat Apple ürünlerinin bu sezgisel kullanım avantajını bir başka markanın herhangi bir ürününde görebilmiş değilim.

IMG_3802Saatin işletim sistemi Watch OS olarak adlandırılıyor ve iOS ile her ne kadar benzer özellikleri olsa bile bu tamamen farklı bir sistem ve ilk etapta bazı durumlarda insan yadırgayabiliyor. Yine de yönergeler, simgeler ve fiziksel düğmelerin kullanımı oldukça kolay. Hem FaceTime ile ben ürünü incelerken hem de sonrasında arkadaşlarımın yorumlarıyla doğruladığım önemli bir nokta ürünün çalışma hızı. Tamamen kapalıyken cihazın açılması yaklaşık bir dakikayı buluyor. Ancak daha önemli bir husus, uygulamaların başlama hızları. Yavaş! Hem de ne yavaşlık. Arada kahve molası verecek kadar değil belki ama bariz yavaş. Bir Apple ürününden, hele hele yeni bir Apple ürününden asla bekleyemeyeceğiniz bir geçiş hızı var. Başka marka ve model elektronik ürünler kullanan kişiler belki bu durumu normal karşılayabilir ancak Apple ürünlerinin kullanıcıları bu hıza tahammül edemeyeceklerdir. Neyse ki satışa çıkana kadar bu tip gecikmelerin ve yavaşlığın yazılım / donanım optimizasyonu ile çözüleceğine, satışa sunulduğunda bu sıkıntıların ortadan kalkacağına ilişkin gayriresmi açıklama yapan Apple çalışanları oldu. Gerçi dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama özellikle Ozan’ın videosunda Apple Watch’ta seçtiği uygulamaya göre yanında duran iPad’in ekranında uygulama ile ilgili görseller, bilgiler beliriyor. Haliyle bağlantının yansıtılması ile ilgili bir yavaşlık da söz konusu olabilir fakat yabıncı basının incelemelerinden görebildiğimiz kadarıyla onlar da bu sorundan dert yanıyorlar.

Kayışlar ve saatin kendisi kesinlikle fotoğraflardan farklı görünüyor. Çok ama çok kaliteli malzemelerin bir araya geldiğini, özellikle koleksiyon içindeki kayışların, koleksiyondaki model ile uyumları harikulade. Kaliteli hissettiriyor. Aluminyum Sport modeli ile birlikte gelen plastik kayış bile çok kaliteli. Farklı boyutlarda satın alınabilen kayışlar için Apple’ın saat ile ilgili sayfalarında bilek çevresinin uzunluğuna göre doğru boyutu seçebilmeyi sağlayan bir kılavuz bulunuyor.

Ekran Resmi 2015-04-10 09.47.11Digital Crown, multitouch teknolojisinden daha ileri bir teknoloji değil bence fakat bu kadar küçük ekran boyutunda daha etkili olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. 42mm boyutlu olan modeller bir nebze ama aralarında rakamsal olarak büyük fark olmasa da 38mm boyutlu olan modelde ekrana dokunurken parmaklar görmeyi neredeyse tamamen engelliyor. Bu nedenle Digital Crown, iPod’daki Click Wheel gibi bir süre sonra bağımlılık halini alacak kullanım tecrübesi sunuyor. Ne olursa olsun bayanlar için yorum yapamasam da beylere mutlaka 42mm boyutunu öneriyorum.

Yukarıda da bahsettiğim gibi günlük hayata katkısı az. Yani olmazsa olmaz bir ürün değil. Birkaç hafta kullanıp bir iPhone’dan ayrılamayabilirsiniz fakat Apple Watch öyle değil. Takıp kullanırsınız ama çıkartınca iPhone’un şarjının azaldığında yaşadığınız hissi yaşamazsınız. Bu nedenle yok fiyatı şöyleymiş şurası böyleymiş gibi yorumlara girmek yanlış olur. 700.000 TL fiyatla satılan saatler olduğunu da bildiğimize göre fazla söze gerek yok. Mevzubahis saatin yanında en pahalı Apple Watch’ın fiyatı bile çerez parası gibi kalacaktır. Kaldı ki Apple Watch Edition size,bize kısacası genele hitap eden bir model değil. Rolex ile Swatch arasında nasıl bir kıyaslama yapabilirsiniz ki? Yahut Rolls-Royce ile Renault arasında? Aynı şeyi yapıyor olabilirler ama durum bu değil.

IMG_2523

İncelemeden, alıp kullanmadan yorum yapmak, en azından bu yazdıklarımdan daha derin tespitlerde bulunmak yanlış olur. Bu yüzden şimdiden alın, almayın veya şunu alın demek istemiyorum. Apple Watch’ın ikinci neslini beklemek daha faydalı olabilir diye düşünüyor olsam da ürün güncelleme döngüsünün bir bilgisayar veya cep telefonu kadar sık olmayacağını tahmin ediyorum. Bu yüzden “bize bekle dedin senin yüzünden üç yıldır ikinci nesli bekliyoruz” yorumları ile karşılaşmamak için şimdilik sessiz kalmak ve bu kararı size bırakmak daha mantıklı. Şahsen satışa çıktığında ya yurt dışından ya da bekleyip Türkiye’den bir Apple Watch alacağım ama ne modeline ne de rengine karar verebilmiş değilim. Giyilebilir teknolojik ürünlerin belki de en büyük handikapı bu olsa gerek. Kıyafetler, tarz ve yaşam stilinizle bütünleştirmek gibi bir kaygı taşıyor insan. Kayışların değiştirilebilir olması ve koleksiyonlar arasında teknik bağlantı farkı bulunmaması büyük avantaj elbette ancak saatin kendisi bile toplamda 3 farklı materyal ve 6 farklı renge sahipken benim gibi kararsızlar için zor bir seçim olacaktır.

Yakın gelecekte bir yerlere gittiğimde veya ürün Türkiye’ye geldiğinde takıp inceleyerek karar vereceğim gibi görünüyor. Ürün bu ayın 24’ünden sonra satışa çıktığında alıp bir süre kullandıktan sonra “Elma Dergisi Gözüyle” fotoğraf ve video destekli derinlemesine bir inceleme yazısı hazırlayıp yayınlayacağım. Şimdilik aklımdakiler bu kadar. Sormak istedikleriniz, merak ettikleriniz varsa yorum olarak yazmanız yeterli. Aklımdan çıkan, unuttuğum veya sonradan önemli olduğunu düşündüğüm noktalar olursa yazıyı güncelleyip, güncellendiğini başlık ile sizlere tekrar duyuracağım. Beni kırmayıp görüntü ve fotoğraflar ile bu yazıyı süsleyen Mehmet Terziler’e, Ozan’a ve sevgili Jessica’ya teşekkürler. Görüşmek üzere…

Tagged With: ,