Babam ve iPhone

Tanıdık bir film adı gibi görünse de aslında yazı tam olarak başlıkta kolayca anlaşılan konu hakkında yaşadığım ilginç tespitlere dayanıyor.

Neredeyse bir yıl kadar öncesine dayanıyor başlangıcı. Türkiye’de sayısal yayın yapan bir dijital platformun, o dönemki abonelik kampanyası ile hediye ettiği Android işletim sistemli akıllı telefon, kutusunda atıl bir şekilde duruyordu. O sıralar eskiyen Nokia telefonu ile sıkıntı yaşadığını gördüğüm için bu telefonu babama verdim. Versiyonunu hatırlamıyorum ama geçen sene bu zamanlarda son Android sürümü ne ise oydu. Teknoloji ile aramın iyi olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Samimi olacağım, babamın bu cihazın temel fonksiyonlarını bile kullanabilmesi için önce benim keşif yapmam gerekti. Birkaç ay boyunca kullandı. Daha doğrusu kullanmaya çalıştı. Yeni telefon diye sesini çıkartmadı ama meğer ne çile çekmiş adam.

Babam da benim gibi teknolojiye meraklı ama pek vakit ayıramayanlardan. Neredeyse 70‘ine merdiven dayamış ama yaşıtlarına göre gayet iyi sayılır.

Apple ürünlerini bir türlü atamıyorum. Ne atabiliyorum ne de satabiliyorum. Artık kullanmıyorsam genellikle ya yakın çevremden birine veririm ya da atıl bir vaziyette durur evde. Bunlardan biri de eski iPhone’um.

iPhone_3G_540x276Babamı geçenlerde telefonda bir şeyler yapmaya çalışıp, yapamayıp sinirini çıkartmaya çalışırken gördüğümde aklıma geldi. Tamamen aklımdan çıkmıştı o iPhone. Ertesi gün götürüp telefonundaki kartı çıkartıp iPhone’a taktım. Şarj aleti, kablosu yoktu, hemen bir şekilde edindim ve nasıl takılacağını gösterdim. Sadece ekranın nasıl açıldığını ve nasıl arama yapabileceğini gösterdim hepsi bu. İş yoğunluğu yüzünden pek bir şey anlatamadım. Bir zaman sonra alışıp alışamadığını sordum ve gayet iyi bir şekilde adapte olduğunu gördüm.

Daha önce onlarca marka/model kullanmış olmasına rağmen temel işlevler dışındakileri genellikle bana yaptırırdı. Rehbere isim ekleme, alarm sesi, basit ayarlar vs.

Gayet aktif bir şekilde bir gün gibi kısa sürede çok rahat hareketler ile kullanmaya başladığını görünce kendimce bir test yapmak istedim.

İnanıyorum ki, bu işletim sistemi sayesinde bana ihtiyacın olmadan zil sesi seviyesini ve hatta zil sesini bile değiştirebilirsin.

Önce biraz duraksadı. Daha önce hiç bir telefonda en ufak bir ayarlama bile yapmamıştı.

Hemen ekranı açıp belki de ilk kez simgelere göza ttı. Telefonu aldığından beri telefon simgesinden başka birini kullanmadığı ortada. Simgelere, altlarındaki metinlere bakıp

Muhtemelen “Ayarlar” yazanın içindedir dedi ve açtı. Bu kez simgeler haricinde diğer seçenekleri görünce önce biraz kafasını geri aldı ama sonra ekrana bakıp, “Sesler” dedi.

Girip istediği gibi ayarladı ve home tuşu ile çıktı. Hepsi bu.

İşte bu! dediğimi hatırlıyorum. Nasıl? diye sordum. “ Ama bu çok kolay ki ” dedi. “ Diğerleri kargacık burgacıktı. Bunda her şey gözümün önünde. Kolay da okunuyor. Telefon açarken tuşlar kocaman. Rahat rahat yazıyorum. Ayarlar da kolaymış” dedi.

Muhtemelen pek çoğunuz doğduğunda renkli televizyon, bilgisayar belki cep telefonu vardı. Şimdi yukarıdaki satırları okuyup ne var bunda diyebilirsiniz ama o doğduğunda bunların hiç biri yoktu. Sabit telefon bile postanede varmış. Elbette yaşı çok daha genç olup çok daha basit işlemleri bile yapamayan tanıdıklarım da var ama onlara istisna diyorum.

Açık açık ifade edeyim. Pek çok cihazın kullanıcı arayüzü o kadar başarısız ki, ben bile yukarıda bahsettiğim gibi önce bir keşfe çıkmak zorunda kalıyorum. Bazen o cihaz ile uğraşmak üzüntü, elem, keder veriyor durduk yerde insana.

Apple ürünlerinde, ilk baktığınızda bile hemen neyin ne işe yaradığını kolayca kestirebiliyorsunuz. Hem donanım hem de yazılımsal tasarım dili öyle iyi kullanılıyor ki, 7 yaşındakinden 70 yaşındakine kadar herkese hitap edebiliyor.

Bunu henüz bir Apple ürünü kullanmamış birine anlatmak veya Apple ürünü kullanmamış birinin anlaması biraz zor. Belki de özellikle ilgi duyduğum için arabalardan örnek vermeyi seviyorum. Ömrü boyunca manuel vitesli bir araç kullanmış birine otomatik vitesin konforunu, sağladığı faydaları anlatmaya kalktığınızda size “konforlu olabilir ama” deyip yakıt tüketiminden bakım masraflarına kadar pek çok olumsuzluk sıralaması olasıdır. Bir süreliğine kullanım ile oluşabilecek izlemini sağlıksız buluyorum. Kendisi ne zaman bir otomatik şanzımana sahip araç alır ve kullanır, işte o zaman işler değişir. Sorduğunuzda bu sefer size manuel vitesin hamallık olduğunu, bu zamana kadar otomatik tercih etmediği için pişmanlık duyduğunu dinlersiniz.

Sanırım bu yüzden bir Apple ürünü kullanan kişi bir sonrakinde yine aynı markayı tercih ediyor. Başka ürünleri denese bile aynı hazzı alamıyor.

Birkaç gün sonra babamdan bir Foursquare yer bildirimi alırsam hiç şaşırmayacağım. Kalın sağlıcakla.

 

Tagged With: ,