Back to the Mac Etkinliği

Back to the Mac

Bir etkinliği daha geride bıraktık. Şu dakikalarda Apple kampüsünde basın görevlileri biraz önce tanıtılan yeni MacBook Air’i inceliyorlar. İzlediğim en heyecanlı etkinlik bu değildi. Ancak büyük bir heyecan ile beklediğim için bana bir miktar hayal kırıklığı oldu. Sanırım çok fazla şey bekliyordum. Özellikle Mac OS X Lion hakkında daha çok özelliğin anlatılmasını isterdim. Yine de kesinlikle kötü değildi…

Öncelikle Mac’in piyasadaki durumundan bahsedildi. Pazar payından, gelişme yüzdesinden ve elbetteki gelirinden.

iLife ’11

Ardından yenilenen iLife 11 paketinin tanıtımı gerçekleşti. Aslında daha çok iPhoto, iMovie ve Garage Band…

Sizi bilmem ama iMovie ve iPhoto’yu çok yoğun kullanan biri olarak beni epey tatmin etti. iMovie’nin yeni Trailer özelliği oldukça hoş olmuş. Kişisel filmlerinizi editlerken çok hoş fragmanlar yaratabileceğiniz bu özelliğin haricinde pek çok yenilik var. Yükseltme yapanlar için 49$ lık fiyat etiketi makul görünüyor. iLife 11 bugünden itibaren satışta. Bugünden itibaren satılan her yeni Mac ile birlikte bedava verilen paketin bir diğer bileşeni olan iPhoto da epey geliştirilmiş. Tam ekran olarak kontrol edebildiğimiz iPhoto’nun kitap baskıları haricinde “kartpostal” baskıları özelliği de çok hoştu. Ülkemizde bu servisin olmaması çok kötü. Yazıdan sonra ilk işim bir iLife 11 edinip denemek olacak. Diğer paket bileşenlerine değinmedi Jobs. Acaba aynı mı kaldılar yoksa gelişme var mı, bunu paketi edinir edinmez paylaşacağım. (Daha erken bilgi gelirse ekleme yaparım)

FaceTime

Beni en çok sevindiren bir özellik de FaceTime oldu. Bugünden itibaren Beta sürümünü deneyebileceğimiz küçük Mac uygulaması ile FaceTime tüm Mac’lere giriyor. Artık Mac’ten Mac’i, iPhone 4 yada iPod Touch 4 ü aramak mümkün. Yada tam tersi…

Mac OS X Lion

Açıkçası etkinlikten en büyük beklentim Mac OS X Lion idi. Tam beklediğim gibi oldu. Ucundan köşesinden gösterip tamam işte bu kadar dediler :( Tonlarca özelliğinin küçük bir kısmını paylaşalım diye başladı El Jobso.

Anlatılan pek fazla birşey yok. Exposé özelliğinin biraz daha gelişmişi olan Mission Control tanıtıldı. Açık olan tüm uygulamalara, Dashboard’a ve sayfalara kısa yoldan bir erişim. Muhtemelen yeni Mac’lerde klavyedeki yerini alacak…

Mac App Store, zaten tahmin yürüttüğümüz bir özellikti. Apple, App Store’dan oldukça kar etmiş olmalı ki, aynı sistemi Mac’lere de getiriyor. Hoşuma giden en büyük özelliği, uygulamaların kurulması vs gibi dertler yok. Tek tuşla indiriyorsunuz ve çalışmaya başlıyorsunuz.

Lion yeni, farklı çoklu dokunmatik komutları destekliyor. Örneğin Mission Control ü çalıştırdığınızda iOS tan alışık olduğumuz uygulamaların sayfalar halinde gösterimi aynen Mac OS a aktarılmış. Demo’da fark ettim ki dikkatli izleyicilerin de gözünden kaçmamıştır, artık yeni işletim sistemi için Apple’ın buluşu olan “Fare” aygıtı yetersiz kalıyor. TrackPad kesinlikle daha kullanışlı bir aygıt oldu. Microsoft, Windows fare buluşunu çok kısa bir zaman sonra kendi sistemine adapte etmişti. Bakalım Multitouch TrackPad’i ne zaman araklayacak…

Uygulamaların kendi kendine üzerinde çalıştığınız verileri otomatik olarak kaydetmesi de Lion’un özelliklerinden biri. Veri kaybını zaten pek yaşamadığımız Mac OS X için çok da gerekli olmasa da, güzel bir özellik.

Jobs’un dokunmatik ekranlı bir MacBook beklentilerine verdiği cevap gerçekten harikaydı. Kullanımının ergonomik olarak “Felaket” olarak nitelendirildiği bu sistemin, en iyi çalışma biçiminin yatay şekilde olduğunu ve bunun için trackpad ile yola devam ettiklerini açıklaması bence de mantıklı. Düşünsenize, bir süre sonra kollar ne hale gelir… Zaten bu tarz kullanım için en uygun cihazı (iPad) geçen yıl piyasaya sürmüşlerdi…

One more thing…

Klasik haline geldi. Bu kez konu Yeni MacBook Air oldu. (Hiç beklemiyordunuz değil mi :) )

Tam olarak beklendiği gibi, yeni MacBook Air(ler) tanıtıldı.

Daha ince, daha hafif konuşulacak daha çok şeye sahip yeni MacBook Air…

Pek çoğunuz için C2D işlemci ve 2 GB ram az gelebilir. Bu aleti lütfen NetBook lar ile mukayese edin. Facetime, MacOS X, multitouch gibi tüm Mac özelliklerini bu kadar küçük bir şeyin içine sığdırmışlar, daha fazlasını beklemek komik olurdu. Zaten daha fazlasını bekleyenler için MacBook ve MacBook Pro var.

Her ihtiyaca uygun bir Mac artık var. Air, önceki modeldeki olumsuzlukların (tek USB kapısı, iğrenç kapak vs) giderilmesi olarak yorumlanabilir. 999 $ lık başlangıç fiyatı da bu tip bir cihaz için makul sayılabilir. 400-500 TL ye Netbook satıldığını ben de biliyorum. Eğer netbook lar bir Mac’in yapabildiklerini yapabiliyorlarsa, sakın nefesinizi tüketip kötüleme yazısı yazmayın, gidip bir netbook satın alın. Alacağımdan değil, bana hitap etmiyor ama hakkını verelim, mobil insanlar için gerçekten güçlü bir alternatif oldu.

Apple yine stabiliteyi seçip daha güçlü işlemci ve yüksek Ram’den kaçındı. 30 gün bekleme süreli ve 7 saat wireless ile internet te sörf yapabileceğimiz bir cihaz ortaya çıkarttılar. Cihazın tüm detaylarını, yakında “Ürün İncelemeleri” sayfalarında bulabilirsiniz.

Sanırım yukarıda gördüğünüz stick bundan sonraki işletim sistemimiz Mac OS X Lion’un satışa sunulduğu anda içinde duracağı “şey” olacak. MacBook Air ile birlikte, sistem yükleme DVD si bulunmayacak. Sistemi bu stick’ten kuracağız. Güle güle optik sürücü…

Aklıma gelen küçük notları ara ara iliştireceğim yazıya. Yani bir süre daha güncellenecek. Yeni notları, yeni yazılarda paylaşmak üzere. Okuduğunuz için teşekkürler…

Tagged With: , , , ,