Elma Dergisi’nde Bir Windows Yazısı: Windows 8 Yayın Öncesi Sürümü İncelemesi

1997 Macworld… Apple dünyasının içinde olmadığım zamanlar. Youtube’dan izliyorum; yuhalamaya varan çığlıklar, tepki gösteren insanlar… Tepkilerin hedefinin Steve Jobs olduğunu şaşkınlıkla izliyorum. Microsoft ile anlaştıklarını, İnternet Explorer’ı Mac OS’un varsayılan tarayıcısı yapmaya karar verdiğini açıkladığında Apple fanlarının şiddetli tepkisini izliyorum. Apple hayranlarının, sadık müşterilerin dev ekranda Bill Gates’i karşılarında görmelerinin yarattığı şoku seyrediyorum.

Tam 9 yıl sonra, 2006’da aynı Steve Jobs’ın tüm Mac’leri İntel işlemcilerle donatılmış olarak sunduğunu hatırlıyorum. “Yakında Windows da destekler bu Mac’ler” eleştirilerini hatırlıyorum. “Apple bitti” diyenleri hatırlıyorum.  1984 reklamına saygı duruşu yapanları, markanın çizgisini bozduğunu iddia edenleri hatırlıyorum.

Bugün ulaştığımız noktada,  tüm bu kötü anıların yok olup gittiğini, olumsuz  eleştirilerin ne kadar yersiz olduğunu görmek beni fazlasıyla mutlu ediyor. Şimdi dönüp baktığımda, Apple bugün hayatımızda varsa ve bu kadar yer tutuyorsa zamanında verilen doğru kararların bunu sağladığını görüyorum.  Kısacası, İntel işlemcili Mac’lere Windows kurulabiliyor ve dünya hala yerinde…

Hal böyleyken bir radikal değişime de Elma Dergisi’nin öncülük etmesi gerekiyordu. Artık Elma Dergisi’nde Microsoft bölümü de olacak ve yazarı da ben olacağım dersem kötü bir şaka yapmış olurum, yapmayacağım…

Şaka bir yana yukarıda anlattıklarımın kendimce birkaç önemli nedeni var. Öncelikle demode reflekslerinden sıyrılamayarak “Apple yayınında Windows yazısı ne alaka?” diyeceklere peşinen bir cevap vermek . İkincisi, Microsoft ya da herhangi bir marka ile ilgili bir ön yargıya sahip olmadığımı, yeri geldikçe onların ürünlerini de konu edip olumlu olumsuz eleştirisini yapabileceğimi gözler önüne sermek. Üçüncüsü ise “fanboy” diye bir kavrama inanmadığımı, bu kavramın Apple’a düşmanlığa varan hisler besleyen bir kitle tarafından uydurulduğunu ortaya çıkarmak. İşte bir Apple sitesi ve bir “fanboy” tarafından yazılmış bir Windows yazısı, ne kadar ironik değil mi?

Haydi “Başlat”alım o zaman!

Windows’un meşhur “başlat” tuşuna gönderme yaparak böyle bir alt başlıkla giriş yapmayı uygun bulsam da “Widows Release Preview” beni hayal kırıklığına uğrattı. Çünkü bu sürümde daha önceki “Developer Preview”de yerli yerinde duran “Başlat” tuşunun olmadığını fark ettim. Ama gördüğünüz gibi yine de başlığı değiştirmedim. Çünkü, hem Windows’u incelemeye hem de benim yaşadığım hayal kırıklıklarına en baştan başlamanın büyük faydası var.

Öncelikle, geçtiğimiz eylül ayında Windows 8’in geliştirici önizlemesini  baz alarak bir Windows 8 inceleme yazısı yazdığımı söylemek zorundayım. Çünkü,  bu yazı internet ortamında çeşitli teknoloji sitelerinin forumlarında bulunabiliyor. (Not: O dönemde Elma Dergisi yazarı değildim) Daha önemlisi de ise az sonra yazacağım yazıyla çelişkiler içerecek olması.

Yani, güncel “Windows Release Preview” sürümü için yazdığım bu inceleme yazısıyla, “Windows Developer Preview” sürümü için aylar önce yazdığım yazı arasında bazı düşünce farklılıkları olabilir. Bu nedenle bir okur çıkıp, “yayın yeri Elma Dergisi olunca değiştin mi birader yoksa” gibi bir ithamda bulunmasın diye bu açıklamayı yapma gereği duydum.

Düşüncelerimin neden ve nasıl değiştiğini yazının bütününe yayarak anlatmaya çalışacağımı belirterek, öncelikle aylar önce yazdığım “Windows Developer Preview” incelemesini sizinle paylaşmak isterim. Daha sonra ise güncel Windows 8 önizlemesi hakkında düşüncelerimi paylaşmaya başlayacağım.

———————————————————————————————————————————————————–

“Windows Developer Preview ve İlk İzlenimler

Tarih: Eylül 2011

Rekorla başlamak…”

13 – 14 Eylül tarihlerinde yayınlanan “Windows Developer Preview” ilk 12 saat içerisinde 500.000 adet indirilerek rekora ulaşmış. Açıkçası Windows 8 bu ilgiyi hak etmiyor değil. Çünkü bu yeni sürüm gelmiş geçmiş en radikal değişimlerin yaşandığı Windows sürümü olmaya aday… Öncelikle Microsoft’un “tablet devrimi”nden fazlasıyla etkilendiğini söyleyebiliriz. Zira Windows Mobile’ın “metro arayüzü”, Windows 8’in “başlat menüsü” olarak karşımıza çıkıyor ve daha açılış ekranında bizi karşılıyor.

Masaüstü Nereye Gitti?

Açıkçası bu kadar renkli bir Windows ile karşılaşmak beni çok mutlu etti. Sanki PC ekranına değil de bir Smartphone’un ekranına bakıyorum. Soldan sağa yayılan, rengarenk, dinamik, canlı ve sevimli bir arayüz. İlk heyecanı üzerimde attıktan sonra, “masaüstü nerede?” diye sorduğumu hatırlıyorum. Daha sonra masaüstünün metro arayüzü içinde bir ikon olarak var olduğu farkedip klasik Windows’a hızlı bir geçiş yaptım. Bu noktada hemen her şey eskisi gibi. Önemli sayılacak bir gelişme “dosya yönetimi araçları”nda olmuş. MS Office tarzı grup menüler ile tüm dosya araçları kolayca erişilebilir bir hale getirilmiş. Windows 7 ile birlikte gelen Snap, Shake gibi özellikler ise aynen korunmuş. Masaüstü gelişmelerine daha sonra ayrıntılı girmek üzere beni asıl heyecanlandıran metro arayüzüne tekrar geçiş yapmak istedim, ama nasıl?..

Hey Metro, Neredesin?

Tam bunu merak ederken aslında bu arayüzün bildiğimiz “başlat” komutuna bağlandığını tesadüfen farkettim. Bir diğer ifadeyle metro arayüzü “yeni başlat menüsü” olmuş durumda. Tabii burada ortaya çıkan en önemli soru; “kullanıcılar bu yeni arayüze alışabilecekler mi?” Şimdiden birçok forumda çatlak sesler çıkmaya başlamış. Efendim bu arayüz tabletlere uygunmuş da masaüstüne uygun değilmiş. Sanırım XP – Win7 geçişi gibi zorlu bir süreç Microsoft’u bekliyor. Yeni arayüzü kullanıcılara sevdirmek Windows 8’li PC satışlarında ve yeni işletim sisteminin yaygınlaşmasında doğrudan etkili olacaktır diye düşünüyorum. Aksi durumda Vista yüzünden düşen PC satışlarını, Vista yüklü PC alıp XP’ye geri dönen kullanıcıları, bunun yarattığı sürücü desteği sorunlarını hatırlayabiliriz. İnternet Explorer 6’dan insanları vazgeçirmek için bir hayli uğraşan Microsoft’un bu alanda tecrübeli olduğunu da düşünerek bu konuyu şimdilik dert etmemek gerek.

 Tam Ekran Uygulamalar ve Mac OS Lion Esintileri…

Metro arayüzü ile birlikte bizi bekleyen en önemli yeniliklerden biri tam ekran uygulamalar. Bu arayüzde bulunan tüm uygulamalar tam ekran olarak çalışıyor ve uygulamalar arası geçiş tam ekran olarak yapılabiliyor. Bunu görünce ister istemez aklıma Mac OS X lion geldi. Yeni Mac OS sürümünün önemli özelliklerinden biri olan “Full Screen Apps” neredeyse aynen Windows 8’e adapte edilmiş. Lion’da tam ekran uygulamalar arası geçiş için MultiTouch Trackpad ya da Magic Mouse’un getirdiği gesture özellikleri kullanılırken Windows 8’de ekran köşeleri bu iş için kullanılmış. Diyelim ki açık olan birden fazla tam ekran uygulamanız var. Ve siz açık olan uygulamadan diğerine geçmek istiyorsunuz. İmleci ekranın sol kenarına kaydırdığınızda açık olan diğer uygulamanın küçük görüntüsü ekranda beliriyor. Eğer bu küçük görüntüye tıklarsanız bu uygulama ekranı kaplıyor. Açık olan uygulama ise hoş bir animasyon ile sağ kenardan ekranı terk ediyor. İmleci sol kenara kaydırdığınızda çıkan küçük ekrana tıklamak yerine tutup açık olan uygulamanın üzerine de sürükleyebilirsiniz. Bu durumda iki farklı tam ekran uygulamayı tek ekranda görüntüleme ve kullanma şansınız oluyor. Uygulamaların ekranda kapladıkları alanın büyüklüğünü de siz belirleyebiliyorsunuz.

Bu uygulamalar nasıl kapanır acaba?

Tam ekran uygulamalar güzel, hoş. Ama büyük bir sıkıntı uygulamaların kapanamaması. İlk düşüncem imleci ekranın sağ üst köşesine sürüklediğimizde gizli olan X butonunun belireceği yönündeydi. Hayal kırıklığı!.. Baktım ki bu işe yaramıyor hemen aklıma “alt + F4” kombinasyonu geldi. Yok, bundan da bir hayır yok. “Eee nasıl çıkacağız bu uygulamadan?” derken “ctrl + alt + del” üçlemesi imdadıma yetişti. Anlaşılan “ctrl + alt + del” Microsoft’un sembolü olmuş, bir türlü bu kombinasyondan vazgeçemiyorlar. Hemen aklıma “Ctrl-Alt-Delete” kodunu yazan bilgisayar mühendisi David Bradley’in “Bu kodu ben yazmış olabilirim ama onu Bill Gates meşhur etti” esprisi geldi. Şaka bir yana, tam ekran uygulamaların kapanması sorunsalı ile ilgili araştırmalarım sırasında “suspended” sistemi ile karşılaştım ve bu sistemin açık uygulamaların işlemci gücünden harcamayarak duraklatılması esasına dayanan yeni bir Windows 8 özelliği olduğunu öğrendim. Yani metro arayüzünde çalıştırdığınız tam ekran uygulamalar kullanılmayınca “suspended” moduna alınıyor ve sisteme yük bindirmiyor. Böylelikle sistem gücünü tasarruflu kullanarak, açık uygulamalar arasında hızlandırılmış bir geçiş sistemi sunulmuş oluyor. Suspended sistemi ile ilgili derinlemesine bir araştırma yapma şansım olmadığından şimdilik bildiklerimi aktarıyor ve eksikler olabileceğini peşinen kabul ediyorum.

Hoşgeldin Windows Store…

Windows 8 ile gelen bir diğer önemli yenilik Windows Store… Böylece Masaüstü işletim sistemleri için de “uygulama marketi – mağazası” anlayışının tamamen oturmuş olduğunu görüyoruz. Mobil cihazlar için oldukça yaygın olan uygulama mağazaları, Apple’ın “Mac App Store”u ile masaüstüne sıçramıştı. Şimdi Microsoft’un bu yöndeki hamlesi ile PC kullanıcılarının da uygulamalara toplu bir halde sergilenen ve satılan mağazalardan ulaşması olanağı doğmuş oldu. Windows Store ile bilikte çok sayıda yaratıcı, eğlenceli, küçük boyutlu ve ucuz uygulamayı görebileceğimize emin olabiliriz.

Revizyonizmin Sonu…

Henüz elimizde tam bir işletim sistemi yok. Büyük laflar etmek istemesem de Windows 8’in görsel arabilirim ve farklı kullanıcı deneyimi sunması bakımından radikal bir dönüşüm gerçekleştirdiğini düşünüyorum. Bu dönüşümün kullanıcılar tarafından ne şekilde karşılanacağı ve ne ölçüde benimseneceğini bilemiyorum ama “Post PC çağı” gibi ifadelerle anılan günümüzde, yıllar öncesinin işletim sisteminlerinin revizyonu ile devam edilmeyeceğini anlamış olduk. Bana kalırsa önümüzdeki yıllar işletim sistemlerinin ufak değişimler ile değil büyük dönüşümlerle gelişeceği yıllar olacak.”

—————————————————————————————————————————————————————-

Yazıyı okudunuz. Windows 8’e övgüler düzmek için çok mu aceleci davranmışım? Ya da ne değişti de düşüncelerim değişti? Aslında değişen bir şey yok. Yukarıdaki yazıda hoşlandığımı ifade ettiğim ve olumlu değerlendirdiğim değişikliklere hala katılıyorum. Ancak geçen sürede beklediği gelişmelerin yaşanmamış olmasından dolayı önemli bazı itirazlarım var. Hem işletim sisteminin genel noktalarını hem de itirazlarımı şu şekilde anlatayım:

Metro Hoş ama İşlevsellik Sorunu Var

Yukarıdaki yazımın büyük bir bölümünü Windows 8’in “metro arayüzü”  oluşturuyor. Zira olumlu eleştirilerimin çoğunu da bu yeni yapı üzerine yapmıştım. Gerçekten de metro arayüzünün yılların klasik Windows’una yeni bir soluk getireceğini düşünmüştüm. Hala da düşünüyorum ama Windows 8  öncesi son önizleme paketi “Windows Release Preview” ile birlikte kafamda bazı soru işaretleri oluşmadı değil. Öncelikle son kullanıcının kendisini karşılayacak olan metro arayüzüne kolayca alışabileceği konusunda daha karamsar bir noktadayım çünkü “daha çok geliştirilir” dediğim arayüz neredeyse “geliştirici önizlemesi” ile aynı bırakılmış.

Windows Release Preview’da kullanıcılar yukarıda ekran görüntüsü bulunan metro arayüzü karşılıyor. Bu arayüzün gerçekten verimli kullanılması ise “tam ekran” uygulama desteği ile mümkün olabilecek bir gelişme. Store’da bulunan az sayıda uygulama tam ekran desteği sağlıyor. Yeri gelmişken belirtmekte fayda var, Store’a az sayısa uygulama eklenmiş durumda. Bunların arasında Wikipedi, USA today, Chicago Tribune uygulamaları dikkat çekiyor.

Yeni arayüzün en başarılı uygulaması  tam ekran çalışan İnternet Explorer  10. Açıkçası İE yeni arayüze başarıyla adapte edilmiş. Ancak asıl sorun klasik masaüstü ile metro arayüzünün bir arada çalışması sırasında işlevsellik sorunlarının bulunması. Malum, mevcut uygulamaların tamamı klasik Windows için tasarlanmış durumda. Yeni arayüz ise tam ekran uygulamalar ile işlevsel bir şekilde kullanılabiliyor. Bu nedenle sürekli metro arayüzü ve klasik Windows masaüstü arasında geçiş yapmak durumunda kalıyorsunuz. Bu durum bir süre sonra sıkıcı bir hal alabiliyor.

Metro Arayüzü ve Klasik Masaüstünün Kesişmesi

Metro arayüzü ve klasik masaüstünün birkaç noktada ortada yolları kesişiyor. Kesişen yollar iki arayüz arasında geçiş sağlayan bilinçli konulmuş kapılar. Örneğin, metro arayüzüne yerleştirilen masaüstü ikonu ve masaüstünde eski  “başlat” düğmesinin olduğu yere yerleştirilen boşluk. (Evet, eskiden başlat düğmesinin olduğu yerde artık hiçbir şey yok. Boşluğun üzerinde durduğunuzda “Başlangıç” yazısı ve metro arayüzünü çağrıştıracak küçük kareler çıkıyor.)

Arayüzler arasında geçiş bu şekilde sağlanmakla birlikte Windows’un klasik masaüstü karmaşası devam ediyor. Yani masaüstünde açık pencereler arasında geçiş için geliştirilmiş yeni bir formül yok. Aero’nun Snap ve Shake özellikleri ise aynen duruyor.

Microsoft köşeleri kullanmayı 9 yıl sonra öğrenmiş!

Biraz kinayeli bir cümle gibi görünse de gerçek bu. Gerçekten Microsoft Apple’dan tam 9 yıl sonra masaüstü köşelerini işlevsel  komutlar için pratik kullanma çabasına girişmiş. Yani Mac OS X’in 2003’de Panther sürümüyle gelen “hot corners” özelliğinin çok küçük bir denemesi 9 yıl gecikmeyle Windows 8’de karşımıza çıkıyor.

Hot Corners’ı bilmeyenler için kısaca anlatacak olursak; Mac Os X’de imleci ekranın 4 ayrı köşesine sürükleyerek önceden belirlenmiş işlevlerin hızlıca yerine getirilmesini sağlamaya yarayan bir sistem. Örneğin sol üst köşeyi “masaüstünü göster” seçeneğine ayarlarsanız, onlarca pencerenin ve uygulamanın açık olduğu masaüstünde, imleci hızlıca sol üst köşeye götürerek masaüstüne ulaşabilirsiniz. Bir başka örnek, sağ alt köşeyi  “pencereleri sırala” (expose) olarak ayarlarsanız, imleci oraya götürdüğünüzde açık tüm penceler ve uygulamalar son derece düzenli olarak sıralanır.

İşte Win8 ile birlikte Microsoft’da benzer bir çabaya girişmiş ve sol üst köşeyi açık olan uygulamalar arası hızlı geçiş için kullanıyor. Yani imleci ister masaüstündeyken, ister metro arayüzündeyken ekranın sol köşesine sürüklediğinizde açık olan tüm uygulamaların küçük bir kare içinde görüntüsü çıkıyor. Tek tek tıklayarak uygulamalar arası geçiş yapabiliyorsunuz. Ya da imleci ekranın sol üst köşesinden aşağı doğru kaydırıp açık olan tüm uygulamaların göründüğü bir sütunun belirmesini sağlayabiliyorsunuz. Tıpkı Android’de açık uygulamalar arası geçişin sağlandığı menü benzeri bir alan ortaya çıkıyor.

Eğer imleci ekranın sağ alt köşesine sürüklerseniz. Ara, Paylaşım, Başlangıç ve Ayarlar simgelerinin bulunduğu yeni bir menü ile karşılaşıyorsunuz. Eğer masaüstünde çalışırken bu menüyü açıp simgelerinden herhangi birine tıklarsanız, ilgili işlemi yapmak üzere metro arayüzüne dönüyorsunuz. Örneğin, masaüstünde Ms-World’de çalışırken bir imaj dosyasına ihtiyaç duydunuz ve aramak istediniz. Bunun için imleci ekranın sağ alt köşesine sürüklediniz ve sağ menünün açılmasını sağladınız. Menüden ara simgesine tıkladığınızda, metro arayüzü açılıyor ve yeni arayüz içerisinde arama ekranı karşınıza çıkıyor. Aramanızı burada yapıp dosyaların listelenmesini sağlayabiliyorsunuz. Ancak dosyaları oradan alıp başka bir alana sürüklemeniz ya da kopyala yapıştır yapmanız mümkün olmuyor. Sadece dosyanın yolunu öğrenebiliyor ve açabiliyorsunuz. Arama için Windows Gezgini’nin kullanmak daha makul duruyor. (Eğer olmuyor dediklerimin bir yolu varsa da ben bulamadım. Bulanlar ya da bilenler bana ulaşabilirler, bizler de okuyucularımıza gerekli bilgilendirmeyi yapmış oluruz.)

Masaüstü Karmaşasına Metro Arayüzü Karmaşası mı eklenecek?

Mac Os X’i hiç denememiş Windows kullanıcıları belki fark etmiyorlar ama Windows masaüstü karmaşasına çözüm bulamamış bir işletim sistemi. Onlarca açık uygulama, pencere ve şimdi de masaüstünün yanı sıra ortaya çıkan bir metro arayüzü. Tüm bunların arasında hızlı, düzenli ve kolay bir geçiş yolu var mı? Daha önce de dediğim gibi masaüstünde açık olan uygulama ve pencereler için maalesef hala yok.  Ancak  Metro ve Masaüstü arayüzleri arasında bu karmaşa yaşanmasın diye Microsoft hemen her yere iki arayüz arasında kolayca geçiş yapacak simgeler eklemiş ama bunun işi ne kadar kolaylaştıracağı büyük bir soru işareti.

Açıkçası Windows kullanıcılarının Win8’i ilk kullanmaya başladıklarında büyük karmaşa yaşayacaklarını düşünüyorum. Özellikle klasik “Başlat” menüsünün yok olması yeniliğe kapalı bazı kullanıcıları çileden çıkarabilir.

Yazılım Donanımla Birlikte Yürümeli

Metro arayüzü Microsoft açısından büyük bir yenilik.  Arayüzün tasarımından açıkça belli ki geleceğin dokunmatik ekranlı masaüstü sistemlerini hedefliyor. Özellikle mevcut Windows serilerinin dokunmatik panellerdeki başarısızlığı Microsoft’u bu yola itmiş gibi görünüyor. Ancak  en büyük sıkıntı  tüm PC’lerin bir anda dokunmatik ekranlı olamayacağı gerçeği. Bununla beraber yeni arayüzü klasik fare ile kullanmak iyi bir kullanıcı deneyimi sunmuyor.

Bu noktada Apple’ın yazılım donanım uyumuna dikkat çekmekte fayda var. Gözden kaçmamalı ki  Apple’ın Os X  arayüzü üzerinde yaptığı kapsamlı değişikliklerin alt yapısında hep Magic Trackpad’in gelişimi vardı. Apple, ya ekran köşelerini kullandı ya da çoklu dokunmatik teknolojisi en üst noktada Magic Trackpad ile işi parmaklarımızın ucuna bıraktı.

Demek istediğim şu ki, bugün Mac kullanıcıları farklı masaüstleri ve tam ekran uygulamalar arasında keyifle geçiş yapabiliyorsa, bunu 3 ya da 4 parmağını kullandığı Magic Trackpad sayesinde yapabiliyor. Büyülü donanım, yazılımın büyüsüyle birleşip inanılmaz bir deneyimi kullanıcıya sunuyor. Klasik fare ile Metro arayüzünde Lion benzeri bir kullanıcı deneyimi sunmak imkansız görünüyor.

Vista Sendromu ve Son Söz

Açıkçası yeni Metro arayüzüne sahip, renkli, farklı, eğlenceli görünen Win 8 başlangıçta oldukça hoşuma gitmişti. Aslında hala Microsoft’un bu yeniliğini oldukça olumlu karşılıyorum ve bir süre sonra taşların yerli yerine oturacağına inanıyorum. Ancak iş, “aa yeni Windows ne güzel olmuş”tan çıkıp, etkin bilgisayar kullanımına döndüğünde, yeni arayüz ve klasik masaüstü çatışmasının yarattığı bazı işlevsellik sorunlarıyla karşılaşılabileceğini düşünüyorum.

Metro arayüzüne sahip Windows 8, dokunmatik ekranların yaygınlaştığı, tablet devriminin giderek yaygınlaştığı günümüze ve yakın geleceğe odaklansa da klasik masaüstü sistem üzerine inşa edilmiş olmanın sıkıntılarını da yaşayacak gibi duruyor. (Belki tam örnek değil ama çağrışım yapabilir: Win98 ve 98’in Ms-Dos üzerine inşa edilmesi)

Windows masaüstü işletim sistemi pazarını elinde tutuyor. Dünyanın her yerinden, her kültüründen, her yaş grubundan sayıları milyonları aşan insan topluluğu Windows kullanıyor. Asıl endişem ise Windows kullanıcı profilinin kozmopolit yapısı. Yeniliğe açık olan kadar tamamen kapalı olan ve uzak duran da milyonlarcası var. Microsof CEO’su Steve Ballmer önümüzdeki yıl yarım milyar insanın Windows 8 kullanacağını söylese de insanların yeni sisteme çabucak ısınma konusunda bu denli hevesli olduklarını düşünmüyorum. Microsoft, köklü değişimlerin zorlu olduğu gerçeği ile Windows 8 sayesinde yüzleşebilir. Umarım bu yüzleşme düşündüğüm kadar sancılı geçmez.

Tagged With: , , ,