Elma’nın Dayanılmaz Cazibesi, Bölüm 2: Tasarım

Bazı okuyucularımız hatırlayacaktır, kaçıranlar için ufak bir hatırlatmayla başlayalım. “Elma’nın Dayanılmaz Cazibesi” birkaç hafta önce başladığımız bir yazı dizisi. Bizler bu yazı dizisinde elmayı elma yapan tüm özellikleri ele alıyor ve onun neden bir cazibe merkezi haline geldiğini elimizden geldiğince açıklamaya çalışıyoruz. Bunu yaparken Apple’a karşı her fırsatta olmuşuz eleştiriler yöneltenlere, onu “dünyanın en berbat markası” ilan edenlere de fırsat buldukça cevap veriyoruz.

Yazı dizimizin ilk bölümünü “Kültür” alt başlığı oluşturmuştu. Bu başlık altında Apple kültürünün ne gibi öğelerden oluştuğunu anlatmış  ve bunların arasında “tasarım” öğesine de yer vermiştik. İşte bugünkü yazımıda  “Elma’nın dayanılmaz cazibesi”nde tasarımın yerinin ne olduğunu tartışacağız.

Tasarım aslında bir ürünün ilk iletişim aracıdır. Ürün, hakkında henüz hiçbir şey söylenmeden tasarımıyla karşısındakine bir şeyler anlatır. İletişimin kesintiye uğramayan bir süreç olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak, bir ürün ilk olarak tasarımıyla tüketicilerle iletişime geçer. Her tüketicinin bir estetik algısı, bir beğeni anlayışı bulunmaktadır.  Bunun yanı sıra her ürünün de bir estetik duruşu ve farkedilme eşiği bulunur.

Apple ürünleri söz konusu olduğunda farkedilme eşiğinin ne kadar kolayca aşılabildiğini sadece kişisel gözlemlerle bile ölçebiliriz. Hiç dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum, laptoplarla dolu bir kafeye girdiğinizde, eğer ortamda bir Apple dizüstü bulunuyorsa ilgiyi çeken odur. Aynı şekilde teknoloji mağazalarında da bu durum böyledir.  Onlarca bilgisayarın yanında sadece alıcıları varken,  Mac’lerin yanında çocuk, kadın, yaşlı, genç  herkes vardır. Onlara dokunur, sağına soluna bakar, almayacak bile olsa mutlaka incelerler… Neden dersiniz? İşte burada adı konmamış bir iletişim vardır. Bu iletişimi sağlayan da  tasarımdır. Ürünler tasarımıyla adeta “ben buradayım, benimle ilgilenin” derler.Sanırım yanlış bir benzetme olmayacak; tıpkı kalabalık ortamda gördüğümüz güzel bir kadın, yakışıklı bir erkek gibi…

Peki “tasarım” sadece üründe kullanılan malzeme ve ona verilen şekil midir? Hem evet, hem de hayır… Malzeme kalitesi ve malzemenin kullanılış biçimi kuşkusuz önemlidir ancak Apple söz konusun olduğunda tasarımı özel kılan bir unsur daha var. Sadelik. Tabii ki sadelik de Apple kültürünün önemli bir parçası ve bu yazı dizisinde ayrı bir başlık olarak yer bulmayı hak ediyor. Bu nedenle sadelik üzerinde fazla durmayacağım. Sadece şunu söyleyebilirim; “bir cihazın üzerinde fazlalık ne varsa atalım ve azaltalım, çünkü az çoktur.” Apple’ın konuya yaklaşımı Steve Jobs’ın dile getirdiği gibi tam da bu.

İlginçtir, günlerdir yeni Macbook Pro’yu inceliyoruz  ama gözden kaçırdığım önemli bir detayı, bir okuyucumuzun haberlerden birinin altına yazdığı mesaj ile farkettim. Retina ekran Macbook Pro’larda ekran altında bulunan “Macbook Pro” yazısı yok olmuş. İşte sadelik. Daha da sadeleştirmişler, azaltmışlar. Bir PC dizüstüne baktığımızda, içinde bulunan donanımların ürericisi neredeyse 80 markanın çıkartmasını cihazın dört bir yanında  görüyoruz. Ne hoş değil mi?..

Tasarım bir cihazı nerelere taşır, hangi noktaya ulaşmasını sağlar? Macbook ve Macbook Pro’ya bakınca bunu anlayabilirsiniz. O kadar estetik ki piyasada içerisinde dizüstü bilgisayar bulunması gereken tüm reklamlarda Macbook Pro kullanılıyor. Dikkat edin… Reklamın konusu önemli değil; internet bankacılığı, kot pantolon, otomobil, yiyecek, içecek… Eğer sanat yönetimi gereği reklamın içerisinde bir dizüstü kullanılacaksa bu yüzde 80’lere 90’lara varan oranlarda Macbook Pro oluyor. Dizilerde de durum aynı.  Peki neden?  Tabii ki sade, şık ve kaliteli tasarımından.

Tasarımda malzemenin önemi büyüktür. Ancak asıl önemli olan o malzemenin nasıl işlendiğidir. Apple tüm ürünlerinde malzemeyi öyle bir işliyor ki, dokununca bile iyi hissediyorsunuz. Alüminyumu dizüstünde kullanmaya başlayan başka markalar da var. Neden aynı hissiyatı sağlayamıyorlar? Çünkü ürünün iyi işlenmemiş, iyi şekil verilmemiş ve sadeleştirilmemiş olması malzemenin alüminyum ya da bir başka madde olmasını önemsiz kılıyor. İşte Apple kullanıcıları bu yüzden sahip oldukları ürünleri çok seviyor ve onlarla bütünleşiyorlar. Ve yine bu yüzden “Elma’nın Dayanılmaz Cazibesi”nde “tasarım” önemli bir unsur olarak ön plana çıkıyor.

Elma’nın cazibesini dayanılmaz kılan unsurları açıklamayan yazı dizimize önümüzdeki günlerde devam edeceğiz. Yazımızı Steve Jobs’ın biyografisinde tasarım hakkında söylediği önemli cümleler ile noktalayalım, hoşçakalın…

“Endüstriyel tasarımda şu an Sony’nin teknolojik görünümü moda; yani ürünü tunç grisine veya siyaha boyayacaksın, tuhaf tuhaf şeyler yapacaksın” “Bu kolay. Ama muhteşem değil…”

 “Yüksek teknolojili ürünler üreteceğiz ve bunları temiz bir şekilde paketleyeceğiz, böylece yüksek teknolojili oldukları anlaşılacak. Onları küçük bir pakete sığdıracağız; güzel ve beyaz olabilirler, tıpkı Braun’un elektrikli ev aletleri gibi.”

“Onlara Sony gibi siyah, siyah, siyah, siyah, siyah ve ağır bir endüstriyel görünüm vermeyeceğiz; onları parlak ve saf yapacağız, yüksek teknoloji oldukları belli olacak,”

 “Yani yaklaşımımız şu: Çok sade olacaklar ve Modern Sanat Müzesi kalitesine ulaşmaya çalışıyoruz gerçekten. Şirket yönetimi, ürün tasarımı, reklam konularında temel felsefemiz şu: Sadeliği hedefliyoruz. Gerçek sadeliği.”

 

Elma’nın Dayanılmaz Cazibesi, Bölüm 1: Kültür

 

Elmanın Dayanılmaz Cazibesi, Bölüm 3: Farklılık