Elmanın Dayanılmaz Cazibesi, Bölüm 3: Farklılık

Elma’nın Dayanılmaz Cazibesi, Bölüm 3; Farklılık

Önceki Yazılar:

Elma’nın Dayanılmaz Cazibesi, Bölüm 1; Kültür, Bölüm 2; Tasarım

Elmayı elma yapan özelliklerini ele aldığımız yazı dizimize “farklılık” başlığı altında devam ediyoruz. Apple söz konusu olduğunda “farklılık” göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir unsur olarak karşımıza çıkar. O kadar önemlidir ki,  Apple’ın 90’larda büyük ses getiren “Farklı düşün” reklam kampanyasındaki farklılığın vurgulandığı slogan bile aslında gramatik olarak farklıdır; “Think Different”. Normalde “Think Differently” şeklinde kullanılması gereken bir ifadeyi yeniden biçimlendirmek ve bu şekilde kullanmak, farklılık vurgusunu bile  farklı bir şekilde sunmak… Dahası, bunu herkese kabullendirebilmek. İşte bunlar Apple’a özgü şeyler olsa gerek.

Tabii ki  sadece reklamlardan söz etmiyorum.  Bu örnek Apple ve farklılık ilişkisine giriş yapmak için küçük bir başlangıç. Ayrıca, reklamlarda doğrudan Jobs’ın müdahalelerinin bulunduğunu ve ortaya çıkan metinlerin yalnızca profesyonel  ajans çalışmaları olmadığını da belirtmeliyim.

Farklılık, “Diğerine benzememek” mi?

Farklı olmayı “diğerlerine benzememek” anlamında ele alıyorsak Apple bunu ürünleriyle başarıyor. Farklı olmayı “kendi kültürünü oluşturmak” bağlamında değerlendiriyorsak, işte Apple bunu fazlasıyla başarıyor. Hem ürünleriyle, hem yaklaşımıyla, hem yeniliğiyle, hem estetiğiyle kendine ait bir kültür oluşturuyor ve bu kültür onu diğerlerinden tamamen farklı kılıyor, ayırıyor.

Günümüzde teknolojik bir ürün kategorisinden yüzlerce, belki de binlerce birbirine benzer ürün bulabilirsiniz. Sözde bu ürünler birbirinden farklıdır. Hiçbiri bir diğerinin aynısı değildir. Ancak iş ayrıntılara geldiğinde durum bir yanıyla karmaşık, ancak gizli kalan bir yanıyla da apaçık bir hal alır. Karmaşıktır, çünkü karşınızda birbirinden farklı olduğunu, daha güzel olduğunu, daha iyi olduğunu iddia eden düzinelerce ürün vardır. Aslında apaçıktır, çünkü birbirinden çeşitli nedenlerle farklı olduğunu iddiasındaki ürünlerin hepsi özünde aynıdır.

Aynı yaklaşımla biçimlendirilmiş, temelde farklı olmayan, değişik görünümlü birbirinin kopyası ürünler… Kavramsal ifadeleri biraz daha somutlaştıracak olursak,  bir Sony dizüstü bilgisayarın,  Dell dizüstü bilgisayardan -donanımları göz önünde bulundurmazsak- ne farklılığı vardır? Aynı örnekten devam edecek olursak,  Macbook Pro’nun diğerlerinden ne farkı vardır? Pürüzsüz tek parça ince tasarım mı?  Arka aydınlatmalı klavye mi? Çoklu dokunmatik cam Trackpad mi? Pil gösterge ışığı mı? Ekran aydınlatmasıyla senkron Elma logosu mu? Hepsi mi?

Olmazsa olmaz gibi görünmeyen, bazılarınca ne işe yaradığı bile bilinmeyen her bir ince ayrıntı… Her biri farklılık mimarisinin küçük yapıtaşları… Dokununca mutlu eden, iyi hissettiren, aykırı ama tutkuyla bağlancağınız bir ürün… Dikkat ederseniz, Apple’ın en güçlü olduğu yazılım alanını saymıyorum bile.

“Her gördüğün sakallıyı…”

Az önce söylediğimiz gibi, teknolojik bir ürün kategorisinde sözde farklı ama özünde birbirine benzeyen, hatta aynı olan yüzlerce ürün bulunuyor. Bu durumun yarattığı algıları çevremizde gözlemleyebiliriz. İşte benim birkaç gözlemim;  ilki Windows tabanlı dizüstü bilgisayar kullanıcılarının Apple’ın çoklu dokunmatik Trackpad’ine verdiği tepkilerden oluşuyor…  Sizin de başınıza geliyordur, bulunduğunuz ortamda eş, dost, arkadaş ya da acil işi olan biri dizüstü bilgisayarınız kullanmak isteyebilir.  Macbook Pro dizüstü bilgisayarımı kullanmak isteyen hemen herkesin “Fare yok mu?” sorusuyla karşılaşıyorum. Gerekçeleri basit, Trackpad kullanamıyorlarmış. Ne kadar anlatsam da boş, çünkü bilmiyorlar, deneyimlememişler. Tek bildikleri, birbirinden farklı(!) olan düzinelerce markanın aynı(!)  işe yaramaz dokunmatik panelleri. “Her gördükleri sakallıyı dedeleri zannediyorlar.” Haklılar mı? Evet. Çünkü karşısına onlarca farklı marka tarafından çıkarılan sadece bu.

Bir diğer örnek,  Macbook Pro ile çalışırken yanıma gelip müzik arşivime göz atan arkadaşımın bir sorusu ve yaşadığımız diyalog:

“Güzel arşivin var, bu müzik dosyaları nerede duruyor?”,

“iTunes’un içinde”

“Dosyalar nerede, C sürücüsüde mi,  D sürücüsünde mi?”

“ Ayrı disk bölmeleri yok, tek disk bölmesi”,

“Ya çökerse, gider bütün arşivin” (!?!)

Haklı. Sözde farklı ürünlerin hepsinde; “ya çökerse, gider bütün arşivin.”

Tüketici ve Farklılık Hissi

Apple tüketicilerinin eleştirildiği noktalardan birisi farklılık uğruna tonla parayı doküp saçtıklarıdır. Böyle bir eleştiriye kimsenin hakkı olmadığını belirtmekle birlike çeşitli teknoloji forumlarında sık sık dillendirilen çarpık bir görüş olduğu için burada ele almak istiyorum. Öncelikle böyle bir yargıya cevap bile vermek yersiz, çünkü mal ve hizmet satın almakta kullanılan paranın, sahibi tarafından, legal hangi amaçla ve ne şekilde kullanılacağı kimsenin denetiminde değildir. Ancak iş Apple ürünü alanların salak yerine konmasına kadar getirilip, konuyu hiç bilmeyenlerin aklı bulandırılıyorsa orada birkaç söz söylemek gerekir.

Öncelikle Apple ürünlerinin fiyatlarına pahalı diye arkadaşların “tercih” kavramından haberdar olmaları gerekir. Bu bir tercihtir. Bugün tercihen bir Macbook Pro parasına üst sınıf bir Sony dizüstü ya da oyun performansı amaçlı bir Alienware alınabilir. Bunun sebebi, oyun oynamak, Sony’yi sevmek ya da Windows işletim sistemli bir PC istemek olabilir. Bu yargılanamaz. Bu yargılanamadığı gibi tasarımından, kalitesinden, işletim sisteminden, estetiğinden, stabilitesinden vb. birçok nedenden ötürü Macbook Pro da alınabilir. Bu da bir tercihtir. Yargılanamaz.

Gelelim asıl konumuza… Bırakın fiyat analizlerini, donanım karşılaştırmalarını, ucuz pahalı tartışmalarını. Bir tüketici sadece “farklılığı yaşamak” ve “farklı” olmak istediği için bile bir Apple ürünü satın alabilir. Çünkü satın alacağı ürüne ödeyeceği her kuruş, farklılığın önemli bir yer tuttuğu büyük bir kültüre eklemlenmesini sağlayacaktır. Elma Kültürü öyle bir kültürdür ki içine girince ve farklılığı hissedince bir daha bir kolay kolay çıkamazsınız.

————o—————-

Apple “Think Different” TV Reklam Filmi Metni:

Delilerin şerefine. Uyumsuzların.  Asilerin.  Sorun çıkaranların.  Kare deliklerdeki yuvarlak çivilerin. Dünyayı farklı görenlerin. Onlar kurallardan hoşlanmazlar. Ve statükoya saygı duymazlar. Onlardan alıntı yapabilirsiniz, onlara katılmayabilirsiniz, onları yüceltebilir ya da kötüleyebilirsiniz. Yapamayacağınız tek şey onları göz ardı etmektir. Çünkü onlar bir şeyi değiştirirler. İnsan ırkının ilerlemesini sağlarlar. Ve kimileri onları deli olarak görse de, biz dahi olarak görüyoruz. Çünkü dünyayı değiştirebileceklerini düşünecek kadar çılgın olan insanlar… bunu yapan insanlardır.

 

Tagged With: