Müzik dinletisi ne kadar gerçeğe yakın olabilir?

Gözlerinize inanamadıgınızı biliyorum, Dergimizin çizgileri dısında farklı bir yazı ile karsınızdayız.

Bir önceki yazımda, sizlere degisik turde bir kulakliktan bahsetmistim ve bu acilan yeni pencereden sizlere farkli bir muzik dinleti turunden, keyfinden bahsedeceğim.

Muzik dinletisinde farkli bir dunya, farkli bir tad;

Hi-End Muzik Sistemleri

High-End ses müzige duyulan tutku ve müzigin ne kadar iyi sekilde tekrar üretildigi ile ilgilidir.High-End ses besteci veya icracinin verdigi müzikal mesaji maximum geçerlilik,duygu ve yogunluk ile dinleyicinin evinde tekrar olusturmanin arastirmasidir.Müzik önemli oldugu için gerçege mümkün olan en yakin haliyle tekrar üretmek de önemlidir.

High-End ses ürünleri elektronik esya satan dükkanlarda satilan “stereo sistemler” ile çok ufak benzerlikler tasiyan bir dizi özel müzik üreten parçadan olusur. Müzik üreten bir sistem, çamasir makinesi veya tost makinesi gibi bir ev aleti degil, plaklarimizda ve Cd’lerimize kodlanmis müzigin engin duygusal ve ve entellektüel potansiyelini ifade eden cihazlardir.Müzik üretiminin kalitesi ne kadar yüksek olursa müzikle kuracaginiz baglanti o kadar yüksek olacaktir.

Müzik ve müzigin tekrar üretilmesi konusundaki High-End audio degerleri ve göstergeleri High-End ses cihazlarinda açikça yer alir.Bu cihazlar orijinal canli müzik performansina bizi bir adim daha yaklastirirlar. Bu tarz cihazlarin parçalari teknik bilgi ve müzikal duyarliligini birlestiren kendini isine adamis uzmanlarca tasarlanir elle üretilir ve tek bir neden için var olurlar – müzik dinleme deneyimini zenginlestirmek.

Hi-Fi dünyasinda var olan bir yanlis kani da High-End Audio’nun yüksek fiyatli ses ve sistemleri manasina geldigidir..Mass market mantiginda High-End Audio hos özellikleri ve milyarderleri hedefleyen fiyat etiketleri olan karmasik stereo ekipmanlarindan baska bir sey demek degildir.Elbette bu cihazlarin performanslari elektronik alet satan dükkanlarda bulabileceklerinizden çok daha iyi olacaktir, ancak bunlari almaya kimin gücü yetebilir ki ?

Daha da kötüsü High-End Audio sadece egitimli,zevk sahibi, zor begenen dinleyiciler,snoblar veya elektronik alet çilginlarina hitap eder olarak görünüyor, sokaklardaki averaj insanlar için degil.

High-End Audio bunlarin hiçbirisi degildir.Ilk olarak “High-End” tabiri ürünlerin performanslarina hitap edilerek kullanilmistir,fiyatlarina degil.Bir çok gerçek High- End sistemi büyük magazalarda satilan hepsi bir arada sistemlerden pahali degildir hatta bazen daha ucuzdur.Bir çok sistem duyuyorum ki hem averaj bir müsterinin bütçesine uygun hem de yüksek kalite müzik üretimi konusundaki öz’ü içinde barindiriyor.

Her ne kadar High-End cihazlari yüksek fiyatli da olsa, bu evinize yüksek kaliteli bir ses sistemi kurmak için kredi almaniz anlamina gelmiyor.Mükemmel ses sunan bir sistem düsündügünüzden daha ucuza mal olabilir.

Ikinci olarak High-End Audio müzikal deneyimle kurulan iletisimle alakalidir.Müzik sistemlerine karmasik, kullanilmasi zor özellikler eklemek demek degildir.Aslinda, High-End sistemlerini kullanmak mass-market orta seviye Hi-Fi sistemlerini kullanmaktan çok daha kolaydir. Bunun nedeni High-End etigine göre gereksiz özelliklerin elimine edip, bunun yerine paranin ses kalitesine harcanmasidir. High-End Audio müzik aşıkları içindir, elektronik ustalari için degil.

Üçüncü olarak müzigi seven herkes yüksek kaliteli ses sisteminin degerini taktir edebilir,neyin iyi bir ses oldugunu anlamak için altin bir kulaga sahip olmak gerekmez, iyi ve orta karar ses üretimi arasindaki farklar açikça asikardir.gerçek bir High-End ses sistemini ilk defa dinleyen birisinin tepkisi ( çogunlukla saskinlik ve memnuniyet ) High-End Audio’nun herkes tarafindan kolaylikla taktir edilecegini gösterir. Eger müzikten hoslaniyorsaniz, High-End bir sistemle daha fazla keyif alirsiniz.Bu, bu kadar basittir.

High-end audio’nun hedefi dinlenilen cihazin “yok olmasini” saglamaktir. Bu gerçeklestiginde müzisyen ve dinleyici arasinda en üst iletisim noktasina ulasilir. High-end Audio cihazlarla, aletlerle alakali degil, müzikle alakalidir.

High-end credo müzik sinyalinin ne kadar az islemden geçerse o kadar iyi olacagini savunur. Herhangi elektrik devresi, kablo veya tonal kontrol sinyalin kalitesini düsürür, tabii ki müzikal tecrübeyi de. Bu nedenle high-end bir cihazda grafik equalizer, alt harmonik sytnhesizer veya diger ölçücüler bulamazsiniz. Bu tarz cihazlar müzikal gerçeklikten uzaklasmanin yani sira sinyale gereksiz devreler eklerler. High-end ürünler müzisyen ve sizin aranizdaki elektronik aletlerin adedini en aza indirerek müzikal deneyimin berrakligini en üst düzeye çikarirlar.

Daha az daha fazladir…

Kendinizi Grand Canyon’da bir uçurumun kenarinda ihtisamin güzelligine yenik düsmüsken hayal edin. Dünyanin içine oyulmus bu devasa heykelin azametini tecrübe etmekle kalmaz tüm ufak detaylari da görürsünüz.

Tas tabakalarin üzerlerindeki bir tondan diger tona geçisleri fark edersiniz.Kirmizinin binlerce tonu arasindaki farkliliklar gözünüze çarpar.Devasa yapilarin üzerindeki ince detaylar bir bakista kolayca çözülür ve begeniniz daha da derinlesir.Isik ve gölgenin kontrasti çatlak ve yariklarin bitip tükenmez labirentini

açiga çikarir.Ne kadar uzun ve yakindan bakarsaniz daha fazla ayrinti görürsünüz.Duyularinizin zenginligi sessizce uçurumun kenarinda tabiatin sirrina varilmaz güzelligi karsisinda kalakalmanizi saglar.

Simdi kendinizi Grand Canyon’a hepsi birbirinden transparan ama çok kalin bir çok camdan yapilmis bir pencereden bakarken hayal edin.Bir pencere cami hafif gri saydamsizligi ile bu canli renkleri donuklastirsin ve benzer renklerin kolayca göze çarpmayan farkliliklarini yok etsin. Isik ve gölge arasindaki kontrasti azaltan diger cam Grand Canyon’un derinligini kanvas bir portre görüntüsüne çevirsin. Son olarak pencere çerçevesinin kendisi sizin manzaranizi kapatsin ve Canyon’un genel etkisini yok etsin .Grand Canyon’da uçurumun kenarinda durmanin verdigi direk ve kesin gerçeklik yerine gördügünüz gri,sentetik ,cansiz bir görüntü olacaktir.Bu görüntüyü televizyondan da izleyebilirdiniz!

Yeniden olusturulan müzigi orta karar bir sistemden dinlemek Grand Canyon’a bu cam pencerelerin ardindan bakmak gibidir. Playback zincirindeki her halka -Cd sürücü,pikap preamfi, poweramfi, hoparlör ve onlari birbirine baglayan kablolar- bir sekilde üzerinden geçen sinyale distorsiyon verir.

Halkadaki cihazlardan biri enstrümantel dokuya sinyale kaba,taneli bir karakter ekleyebilir.Bir digeri yüksek ve yumusak sesler arasindaki dinamik kontrasti azaltarak besteci veya icracinin ifadesini yok edebilir.Bunun yaninda bir baskasi da ince tonal renkleri yok ederek müzige kasvetli bir hava verebilir, tüm enstrumanlari ayirt edilemez bir tini ile örtebilir.Bunlarin sonucunda pencerenin çerçevesi – bu durumda elektronik ve mekanik playback sistem olarak adledilebilir – müzisyenin artistik maksadinin enginligini azaltir.

High-End Audio mümkün oldugu kadar çok pencere camini ortadan kaldirmayi, kalanlarin da mümkün olan en transparan hale gelmesini saglamayi hedefler. Ne kadar az pencere cami olursa,içinden geçen sinyal o kadar az etkilenir,canli performansa daha fazla yakinlasilir ve müzikal mesajla baglanti o denli derin gerçeklesir.

Sizce neden High-End Audio ürünleri müzikal anlamda mass-market stereo sistemlerinden daha transparan pencere camlaridir. High-End cihazlari iyi gerçek sesi üretmek için tasarlanmislardir.Bazi keyfi teknik spesifikasyonlar ile iyi performans göstermeleri için tasarlanmalari zorunlu degildir.

Gerçek bir High-End tasarimcisi cihazi yapim asamasinda dinlemeye baslar,parçalarda degisiklikler yapar,mümkün olan en gerçek sesi üretebilmek için farkli teknikler dener. Müzikal deneyimi en iyi aktaran cihazi üretmek için teknik beceri ve müzikal duyarliligini birlestirir.Bu kendini isine adamislik çogunlukla yüzlerce saat müzik dinleme ve itina ile sesi etkileyen her faktöre dikkat etmeyi gerektiren hareketli bir ugras haline gelir.Her ne kadar ürünün satis fiyati ayni kalsa da siklikla ürünün sesini iyilestirmek için daha pahali parçalar eklenir, bu daha nitelikli parçanin digerlerinden süphesiz daha fazla olan maliyeti firmanin karindan düsülecektir,neden mi? Çünkü High-End tasarimcisi müzik ve müzigin yeniden üretimine derin önem verir.

Tam aksine mass-market ses cihazlari çogunlukla ‘kagit üzerinde’ iyi duracak sekilde tasarlanir.Bunun iyi bir örnegi 1970 ve 80’lerdeki “THD Savaslari”dir. Total hormanik Distortion anlamina gelen THD egitimsiz tüketiciler tarafindan amfi kalitesini ölçen bir terim olarak kullaniliyordu.Eger bu terimi siz de kullandiysaniz endiselenmeyin,audio hakkinda bilgi sahibi olmadan önce ben de THD rakamlarina bakardim.

O siralarda THD degeri ne kadar düsükse amfi’nin o kadar iyi oldugu farz edilirdi.Bu gerçek dev elektronik üreticilerinin neredeyse yok sayilacak kadar az THD degerlerine sahip cihazlar üretmesine yol açti ve hangi firmanin THD spesifikasyon’larinda ondalik virgülden sonra daha fazla sifira sahip oldugunu yarisina dönüstü.( örnek olarak, 0,001 % ) Bir çok tüketici sadece bu özellige bakarak receiver’lar veya amfi’ler aldilar.

Her ne kadar cihazin düsük THD degerine sahip olmasi iyi bir tasarim hedefi olsa da, problem bu asiri düsük distorsiyon figürlerinin nasil elde edildigiydi .

Amfilerin distorsiyonunu düsürmek için kullanilan bir yöntemde “feedback” geri yükleme diye adlandirilan, çikis sinyalinin bir kismini alip giristen tekrara yükleme seklinde gerçeklestirilen yöntemdir.Yüksek miktarda geri yükleme THD’yi düsürüyor ama amfi’nin müzikal kalitesini düsüren bir çok baska problem de yaratiyordu. Dev elektronik sirketleri ürünlerinin ses kalitesinin kötü olmasiyla ilgileniyorlar miydi? Hiçbir sekilde! Önemli olan tek sey büyük miktarlarda satilacak bir mal yapmakti.

Müzikal performansa karsilik önemsiz teknik spesifikasyon’lari öne çikartip , bunu tüketicilere çok önemli bir deger gibi sattilar. Bu ürünleri satin alan tüketiciler

cihazlari dinlemek yerine bu teknik özelliklere bakarak seçiliyorlar ve kötü sesli sistemlere sahip oluyorlardi. Ironik olarak en düsük THD’ye sahip olanlar büyük ihtimalle en kötü ses kalitesine sahip olanlardi.

Bu örnek bir ses cihazinin ne yapmasinin hedeflendigi düsünüldügünde mass- market üreticileri ve high-end firmalari arasindaki büyük farki ortaya koyuyor. High-end üreticileri ürünün test sonuçlarinda nasil performans gösterdiginden çok ürünün sesinin nasil oldugu ile ilgilenirler. Bilirler ki müzikal hassasiyete sahip bir dinleyici spesifikasyonlara degil ses kalitesi temeline dayanarak ürün satin alir.

High-end ürünleri yalnizca kulak hassasiyeti ile degil, yaptiklari isten gurur duyan zanaatkarlar tarafindan elle üretilirler. Montajcilarin çogu audiofillerin kendileridir ve ürünlerin yapiminda adeta kendi evlerinde kullanacaklarmiscasina titiz davranirlar. Detaylara harcanan bu titizlik yapim kalitesinin çok yüksek olmasini saglar. Yüksek yapim kalitesi ürünün sesinin daha iyi olmasini saglamasa da ürünün saglamlik ve güvenilirlik garantisi olur. Bunun yaninda özenle elde yapilmis bir ürün sahibinin cihaziyla gurur duymasini saglar. Ki bu hiçbir mass- market ürününün sahip olamayacagi bir özelliktir.

High-end Audio ürünleri orta sinif hi-fi ürünlerden daha iyi bir satis sonrasi hizmetine sahiptir. High-end üreticileri ürünleri ve müsterilerine daha fazla önem verdikleri için daha cömert degistirme sartlari ve daha iyi servis sunarlar. High-end üreticisinin bir ürünü garanti disinda tamir etmesi nadir görülen bir durumdur. Bu söylediklerimden sizin de kesin bu tarz bir muamele göreceginizi çikartmayin ama mass-market ürünlerinde söz konusu dahi olamayacak sartlar siklikla high-end sektöründe yer alir.

Birçok high-end ürünü ABD’de tasarlanir ve üretilir ve Amerikan yapimi Audio ürünlerinin kalitesine dünya çapinda saygi duyulur. Amerika’daki high-end Audio üretiminin %40’indan fazlasi çogunlukla uzak dogu olmak üzere ihraç edilir. Transportasyon, gümrük vergisi gibi masraflar eklendigi için high-end cihazlarin yurtdisinda Amerika satis fiyatinin neredeyse iki katina satildigi dogrudur. Bu arada yurtdisinda amerikan ürünlerine var olan ilgi, Amerika’da en iyi Audio cihazlarinin Japon’yada üretildigi seklindeki yaygin kaniyi da dikkate deger kiliyor.

En derinlerde high end ürünlerinin daha temelden mass-market ürünlerinden farkli olduklarini düsünüyorum. Kavramdan amaca, tasarimdan yapima, pazarlamadan nasil kullanildiklarina kadar high-end ürünleri orta seviye hi-fi ürünlerinden çok farklilar. High-end cihazi müzigin ne kadar basarili olarak tekrar üretildiginin ve

dinleyicisine ne kadar keyif verdiginine duyulan derin alakanin fiziki göstergesidir.

High-end’i mass market ürününden ayiran tasarimcisinin müzige olan ilgili yaklasimidir. O , diger ürünler gibi satilacak kutular yaratmaz, müsterisinin müzikal deneyimini etkileyecek müzik aletleri tasarlar.. High end tasarimcisi kendisi de dinlemek isteyecegi kalitede ürünler tasarlar. Çünkü müzigi önemser, muhtemelen binlerce kilometre ötede bu müzigi dinleyecek olan kisinin müzigin keyfini tecrübe edip etmemesi onun için önemlidir. Dinleyici müzike ne kadar fazla dahil olursa, tasarimci isini o kadar iyi yapmis demektir. High end tasarimcisi için elektronik ve mekanik tasarim yalnizca teknik bir girisim anlamina gelmez, tutku ve kendini adama gerektiren bir istir bu. Ürün tasariminin her yönü – müzikal oldugu kadar teknik – bu tarz bir adanmisliga alisik olamayanlari sasirtacak derecede titizce incelenir.

Yeniden müzik üretiminin deger sistemleri varliginin özüne kadar iner. Yapilan isin sonucu müzik dinleyicisinin müzikle daha güçlü ve yogun bir iliski kurmasini saglar.

Neden high-end Audio? Neden high-end ses? Bunu cevabi müzik dinlediginiz odada ses sisteminin ortadan kaybolarak yerini besteci veya icraciya biraktigi andir. Bunun cevabi müzikal doruk noktasinda hissettiginiz fiziki üsüsmedir. Bunun cevabi fiziki dünyanin yok oldugu, yalniz sizin ve müzigin kaldigi noktadir.