Birden fazla iPhone modeli gerekli mi?

Haziran 2007’den günümüze kadar Apple her yıl yeni bir iPhone çıkarttı. Altı yıl boyunca Apple altı farklı iPhone gördük. Neredeyse günümüze kadar tek bir model ile gayet iyi idare etmesine rağmen geçtiğimiz yıl iPhone, hızla değişen ve gelişen akıllı telefon pazarında rekabet etmekte güçlük çekmeye başlayacağının sinyallerini vermeye başladı. Bu satırları yazarken Steve Jobs’un ilk iPhone tanıtımında sarf ettiği “5 yıl sonrasının telefonu” cümlesi aklıma geldi. 5 yıl geçti ve artık bir şeyler değişmeli.

Apple’ın en büyük rakibi sayabileceğimiz Samsung, 2012 yılında sadece ABD pazarında 30 dan fazla telefon satışa sundu. LG’nin 15, HTC’nin 11, Motorola’nın 10, Nokia’nın 9 ve Sony’nin 5 farklı model ile katıldığı yarışta bu modellerin sadece ABD pazarindakiler olduklarını tekrar vurgulayayım. Apple ise böylesine güçlü oyuncuların bulunduğu arenada sadece iPhone ile ayakta.

iPhone her zaman üst sınıf bir ürün oldu. Henüz ülkemizde satılmaya başlamadan önce ABD’de AT&T operatörü ortaklığıyla $599 fiyat ile satılıyordu. 2008 yılında kontratlı satış bedeli $199 olarak satılmaya başlandığında pazarda zirveyi hedefleyen akıllı telefonların kontratsız fiyatı iPhone’un kontratlı fiyatına denk geliyordu. Apple pazarda fiyat konusunda rekabetçi olmadı. Her yıl bir önceki modelin kontratlı fiyatını $99’a indirerek satmaya devam etti. İki yıllık kontratta ise bir önceki modeli ücretsiz olarak sundu. Ülkemizde bu tablo elbette farklı oldu. Bu, rekabet için iyi gibi görünse de aslında yeterli değildi.

Apple her yıl milyonlarca iPhone satıyor. Akıllı telefon pazarındaki payı zirvede fakat bu pay azalmaya başlayacak. Bu durumun fiyat politikasından ziyade seçim şansının bulunmayışı olduğunu düşünmek için geçerli sebeplerim var.

Apple ekran boyutu konusunda bazı müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak konusunda oldukça geç adım attı. İlk beş iPhone modeli 3.5 inçlik ekran ile satıldı. Geçen yıl Eylül ayında satışa sunulan iPhone 5 ile Apple ilk kez iPhone’un ekran boyutunu değiştirerek 4 inçe çıkarttı. Daha büyük ekran kullanım kolaylığını kaybetmeden daha fazla keyif veriyor ama Android cephesine baktığımızda onlarca farklı ekran boyutu ile yüzlerce model görüyoruz.

Android ile çalışan cihazların üreticileri, uygulama mağazasına içerik sağlayan geliştiricileri veya kullanım kolaylığı, ergonomi gibi konuları çok dert etmedikleri için onlar açısından pek de sorun yok :) Tüm ürünlerinde kullanıcıyı odağında tutan Apple içinse bu durum tam bir kabus. Ürünün kullanımını zorlaştırmak yerine bazı istekleri gözardı eden Apple bu tercihiyle geliştiricilerin sıkıntı yaşamadığı, kullanıcınınsa ürünü kullanırken türlü maymunluklar yapmak zorunda olmadığı bir platform meydana getirdi. Çok çeşit olmadığından basit birkaç satır ile bir uygulamanın diğer tüm cihazlarda da çalışabilmesi geliştiriciyi de iOS için uygulama hazırlamaya itti.

Her iPhone, iPod Touch ve iPad, geliştiricilerin aynı uygulamayı farklı cihazlarda kolaylıkla çalıştırılabilmesine olanak sağlayan, özellikle hesaplanmış pixel sayısına ve ekran ölçüsüne sahip. Sadece bu yüzden iPhone, iPhone 3G ve iPhone 3GS aynı ekrana sahipti. iPhone 4’te çözünürlük iki kat artmasına rağmen ölçüler aynı kaldı. iPhone 4S’te iPhone 4’ün çözünürlüğü ve boyutu sabit kaldı. Ekran çözünürlüğü ve boyutlarını sabit tutmak geliştiricilere yararken Apple’ın Samsung ve diğer akıllı telefon üreticilerinin 2.4 ile 6 inç arasında değişen boyutlar ve VGA’dan Full HD ye uzanan çeşitli çözünürlük tiplerindeki modeller ile rekabet etme yeteneğini sınırladı.

Android ve yakın geçmişte oyuna katılan Windows Phone 8 bu konuda çok daha esnek davrandılar. Microsoft geliştiricilere en azından üç seçenek sundu (800 x 480, 1280 x 720, veya 1280 x 768) peki iPhone 5’e geldiğimizde Apple geliştiriciler için ne yaptı? Ekranın genişliğini sabit tutarak (640 piksel) sadece yüksekliğini 960 pikselden 1136 piksele çıkarttı. Bu sayede geliştiriciler sadece uygulamalarının tek bir ölçü değişikliğiyle iPhone 5 ile daha düzgün çalışmasını sağlayabildiler. Eski uygulamalar ise güncellenene kadar uygulama altına ve üstüne eşit yayılan toplamda yaklaşık 1 cm lik siyah boşluklar ile çalışmaya devam etti.

Apple’ın tek sorunu ekranlar değil elbette. Eğer Apple gelecekte de pazar payını korumaktan ziyade artırmayı hedefliyorsa ürünlerde çeşitliliğe gitmeye başlayacaktır. Bunu iPad mini ile gördük. Her ne kadar hala gereksiz olduğuna inansam da bunun benim şahsi görüşüm olduğunu belirtmeliyim. Birileri için de iPad mini çok daha mantıklıdır. Apple’ın olayı abartıp her yıl 30 yeni iPhone tasarlamasını kastetmiyorum fakat birbirinden kesinlikle ayrı, farklı ihtiyaçlara yönelik birkaç model seçeneği Apple’ın rekabet gücünü artıracaktır. Apple’ın ucuz (son günlerde böyle söylemek moda oldu), orta ve üst olarak toplam üç farklı model sunmaması için ortada bir neden yok. Sadece orta ve üst olarak iki farklı model ile de başlayabilir fakat bir yerlerden başlamak zorunda gibi görünüyor. Şahsi isteğim hep tek iPhone olması yönünde fakat pazar benimle aynı fikirde değil.

Apple’ın eski CEO’su John Scully de Apple’ın izlemesi gereken yolun bu olduğu görüşünde. Washington Post’a verdiği röportajda Apple’ın tamamen farklı bir dünyaya uyum sağlamaya çalışması gerektiğinin üzerinde duran Scully, pazarda 100 ila $500 aralığında onlarca akıllı telefon modeli bulunduğunu, Apple’ın dramatik olarak tedarik zincirini ve karlılığı tekrar düşünerek ürün üretmesi gerektiğini savunuyor.

Son günlerde yine hortlayan “ucuz” iPhone dedikodularına Apple’dan Phill Schiller “Apple’ın pazar payı için ucuz bir iPhone üreterek kaliteyi feda etmeyeceğini” söylemişti. Elbette buradaki “ucuz”, rakipleri gibi kalitesiz malzemeden üretilen cihazlardı. Bu durum mevcut iPhone’a göre daha az özellik ile yine yüksek kaliteli ama neticede daha uygun fiyatlı bir ürün gelebileceğine dair bir ipucu vermiyor gibi görünebilir fakat bu nereden baktığımıza bağlı. Apple ters köşeye yatırmayi seven bir firma. Sürprizleri seviyorlar. En yakın durum, iPad mini lansmanında orijinal ebatlı iPad’in arkasına gizlenmiş, yüksek kaliteli fakat düşük özelliklere sahip bir ürün olarak daha önce karşımıza çıktı.

Son günlerde iPhone 3G ve 3GS’inki gibi ancak daha ince bir kasaya sahip, daha düşük özelliklerde, belki de farklı renkler ile tamamen gençlere yönelik bir iPhone modeli dedikoduları aldı başını gidiyor.

Apple şimdi tamamen Tim Cook’un ellerinde ve bir kavşağın ortasında duruyor. Steve Jobs’un hayaletinin de daha fazla yardımcı olamayacağını biliyoruz. Şirketin hisse senedi değeri de son üç ayda yaklaşık $200 düştü. Akıllı telefon ve tablet pazarına, Apple’ın pazardaki payına ve günümüzdeki trendlere baktığımızda şirketin mevcut durumu tersine çevirmesi gerektiğini anlamak güç değil. Bunlar sadece Elma Dergisi’nde yazılar yazan birinin düşünceleri değil. Bunlar gerçekler. Apple’ın ihtiyaca yönelik ürünler yerine ihtiyaç oluşturabilecek kadar yenilikçi ürünler ile karşımıza çıkacağını düşünüyorum. Yakın geçmişte örnekleri var. Bakalım Apple bundan 6 yıl önce iPhone ile pazarın şeklini değiştirdiği gibi aynı başarıyı yeni ürünlerinde de gösterebilecek mi?

Tagged With: , , , , ,